22.10.2018

Anasayfa / Ruhsal Bilgi

Yönlendirici Ruhsal Tesirler

           

Olaylar, sebep sonuç bağlarıyla, zincirleme bir yayılım içinde belli bir amaca yönelik bir yaşam oyununu sahneye koyar gibidir. Oyuncular ise bizleriz. Tabii sadece ön planda olanları… Arka planda bulunanlar, sahnelerin kulisinde çalışanlar da var elbet… Hep bir arada, oyunun sahnelenişinde bizlere verilmiş rolleri iyi oynamaya çalışmaktayız. Şaşıranları uyaracak suflörlerimizden tutun da, oyun yazarına ve yönetmene kadar herkes, oyunun kurallara uygun oynanması için çalışmak zorunda…

            Davranış veya eylem haline geçmeden, düşünce ve imajinasyonların oluştuğu şuur ortamında bazen ufak bir dış tesir, belli bir yönlenişi etkileyecek özgür irade kararlarının doğuşuna yardımcı olmaktadır. Düşüncelerin ve imajinasyonların billurlaşması ve iradenin harekete geçirilişi sonucu, genellikle beklenen yönde belli bir karar ortaya çıkmaktadır.

            Dış kaynaklı ruhsal tesir impulslarının, şuur alanına sokacağı bilgilerle yeni bir yön kazanacak olan sentezler, iradenin belli bir amaca yönelik karar vermesinde başlıca etken olabilmektedir. Ancak uyarılar ve düşünceleri yönlendirici ruhsal tesir impulsları ile yapılacak girişimler sonucunda verilecek hüküm ve kararlar ve arkasından gelecek davranış ve eylemlerin sorumluluğu, ilk planda özgür iradenin harekete geçirdiği yelem mekanizmasının sahibi olmamız nedeniyle, gene de bizlere ait olacaktır. Başka bir deyişle,  karar verme  ve uygulama çeşitliliği karşısında istenilen bir sonucun ortaya çıkması için bu tür tesirlerin rolleri, sadece düşüncemizi belli yönde etkilemekten ibaret olmaktadır.

            Yönlendirici ruhsal tesir kıvılcımları, istenilen yöndeki bir davranışın oluşumunu kolaylaştırıcı bilgileri, düşünce alanına çıkarmakta ve böylece varılacak sentezde sadece hesaba katılması gereken bir faktör rolü oynamakta ve özgür iradenin vereceği kararları kolaylaştırmaktadır.

            Birbirine zincirleme kenetlenen olayların akış yönü, gelişigüzel bir oluşum özelliği taşımamakta, tersine alt kademelerde daha çok etki tepki esasına dayalı ve belli bir amaç doğrultusunda, belli bir düzen içinde belirginleşmektedir.

            Olayların akışı sonucu, çok ileride hangi hedeflere ulaşacağının önceden bilinip belirlenmesi, prensip olarak elbette mümkündür ve bu iş belli bir kapasitede bilgi işidir. Yeterli bir bilgi ile olayların akışına bakılacak olursa yakın veya uzak bir gelecek kesidi içinde neler olacağı önceden bir dereceye kadar bilinebilir.

            Ayrıca yapılacak bir planlama ile, belli noktalarda belli impulslarla yapılacak uyarı ve ayarlamalarla, istenilen bir sonuca ulaşılması da pek tabii olarak mümkün görünmektedir. Bunun örneklerini çeşitli şartlandırılışlarda ve eğitimle elde edilen bilgilerin yönlendiriciliğinde, dünya üzerinde görmekteyiz. Böyle bir açıdan evrenin canlılığına ve evrimine bakacak olursak kuru bir determinizmin amaçsız sebep sonuç zincirlerine takılıp kalmış bir gelişim düşüncesinden kurtulmuş, daha tutarlı, daha doyurucu ve bir amaca yönelik sebep sonuç bağlarının oluşturduğu bir evrenin içinde yaşamakta olduğumuz gerçeğini daha kolay kavramış oluruz.

            Yönetici ruhsal planlar tarafından evrim gereksinmelerimizin neler olduğunun bilinmesi ve buna zarar verebilecek olayların bertaraf edilmesi nedeniyle, vereceğimiz kararlarda, uyarıcı bir unsur olarak hesaba katılmak üzere, ruhsal tesir impulsları biçimindeki bazı dış kaynaklı ruhsak tesirlerin şuur alanımıza sokulması gerekli olmaktadır.

            Düşünce alanımızda birdenbire ortaya çıkıp kuvvetleniveren ve alacağımız kararları etkileyen fikir ve hissi yapıda düşünceler, sözünü ettiğim dış kaynaklı ruhsal tesirlerle kolayca uyandırılabilmektedir. Pek tabii olarak verilecek hükümlerin arkasındaki nedenlere bağlı unsurlar, çok farklı karakterlere sahip olabilir. Dolayısıyla belli bir yönde karara varılmasında bardağı taşıran son damlayı harekete geçirme etkisi gösteren bu tesir impulslarının karakterleri de bu nedenle değişiklik gösterecektir.

            Varılacak kararda o andaki psikolojik yapı insanın belli bir açıdan değerlendirme yapmasına ve buna göre bir karara varmasına zemin hazırlayan bir faktör niteliği taşımaktadır. Böyle bir durumda karar öncesi ortamda bulunan etkileyici unsurlara bir yenisi birdenbire katılabilir. Bu da dış kaynaklı yönlendirici ruhsal tesir impulslarının uyandıracağı imajlar, bilgiler ve hissi durumlardır. Bunların dış kaynaklı olduklarının farkına varılmadan devreye girdiği söylenebilir. Zira karşılaşılan fikirler ve buna bağlı imajinasyonlar, kendi şuur alanımızda dalgalanmaktadır. Bardağı taşıracak ve istenilen yönde boşalmasını sağlayacak son damlanın katılmasına yardımcı olan bu dış tesirler, belli bir amaca hizmet etmiş olmaktadırlar.

            Bir de durumun sorumluluk tarafına bakalım: Bardak zaten doluydu. Ayrıca verilen karar gene de özgür iradenin sahibine ait olmalıdır. Olaylar ve faktörlerin bir sorumluluğundan söz edilemez. Olayları veya sebep sonuç bağlarını etkileyen güç, şuurlu varlıkların iradeleri, çabaları ve eylemleri olmaktadır. Bununla beraber özgür kararlar ön planda sorumluluklar meydana getirecektir. Burada değindiğimiz yönlendirmeye yardımcı olacak tesir impulsları da şuurlu varlıkların eseri olduğundan, impulsların sahibi olan bu şuurlu varlıkların da daha değişik bir katagoriden olmak üzere kendilerine ait olacak sorumlulukları yüklenecekleri de tabiidir. Ancak şu var ki, sözü edilen yönlendirici tesir impulslarına ne gerek vardır? Bu tesir impulslarını bizler nasıl ayırt edebiliriz?

            Dış kaynaklı ruhsal tesirlerin ayırt edilebilmesi genelde mümkün gözükmüyor. Şuur alanına giren ve birden ortaya çıkıveren düşünceler artık bizim öz malımız niteliğini kazanmış görünmektedir. Determine edilmiş bir yapıya sahip evrende bu gibi tesirlere gerek duyulmayacağı düşünülebilir. Ancak böyle bir gelişmenin belirlenmiş bir amaca yönelik bulunduğunu, ayrıca bir nizam ve ahengi oluşturduğunu da açıkça görmekteyiz. Bunun ise, doğa yasalarını kullanarak olayları meydana getiren şuurlu varlıkların etkilerine ve etkinliklerine bağlanması gerektir. Determinizmin belli bir amaca yönelik böyle bir gelişmeyi oluşturduğu söylenecek olursa, nizam ve ahengin de buna bağlanması düşünülecekse, o taktirde bunların başlıca nedeninin doğanın yasaları olduğu kabul edilmelidir. Ancak bu kabulümüz yeterli değildir. Zira bu yasaları kullanan şuurlu varlıkların etkilerinin de ön planda hesaba katılması zorunluluğu vardır. Olayları meydana getiren bir güç bulunmalıdır ki, o da bir şuur fonksiyonuna bağlanmaktadır. Olayların biçimini belirleyen faktör ise, doğa yasalarıdır. Olayların sorumluluğu yoktur ama onları oluşturan şuurlu güçlerin sorumlulukları vardır. Olaylar birçok nedenin bir bileşkesi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kesinlikle determine edilmiştir. Bu nedenle de  -eğer yeterli derecede sebep sonuç ilişkileri ve bunlara bağlanacak karar ve hükümler bilinecek olursa- gelecek hakkında bilgi sahibi olmak prensip olarak mümkün olacaktır.

            Her seviyedeki tüm varlıklar belirlenen ölçüler içinde kendilerine düşecek sorumlulukları paylaşmak zorundadırlar. Zaten bunun için denmemiş midir ki, evren ve tüm varlıklar bir bütünleşme içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Varlıklar ve olaylar, sebep sonuç bağlarının şaşmaz akışı içinde determine edilmiş bir tabloyu karşımıza çıkarmaktadır. Bu tablonun yapıcısı durumunda bulunan şuurlu güçlerin etkileri mutlaka hesaba katılmalıdır. Ruhsal tesir impulslarının yönlendirici  girişimleri şuur ve düşünce alanında tam gerektiği bir zamanda parlayıveren dış kaynaklı uyarıcı ve hatırlatıcı bir rol oynamaktadır. Yapılan iş, sadece bazı gerekli bilgi ve psikolojik unsurların harekete geçirilmesi ve gerisinin kişinin kendisine bırakılmış olmasından ibarettir.

            Uyarıcı tesirlerin, özgürlüğü ve dolayısıyla sorumlulukları ortadan kaldırmadan, belli bir amaca yönelik sonuçlara götürücü katkıyı sağlayan bir etken ve şuurlu bir girişim olduğu söylenebilir. Değindiğimiz impulsların dışında bir de farkına varılmadan yayılan tesirler vardır. Amaç ve gayesinin farkına varılamayan ve ne gibi sonuçlar doğuracağından da habersiz bulunduğumuz bu gibi tesirleri  etrafa davranışlarımızla yaymaktayız. Bu yaşamın zorunlu bir sonucudur. Örneğin yolda giderken tavır ve davranışlarımız bir başkası üzerinde  çok etkili olabilir. Ama bunların hiçbirinden bizim haberimiz dahi olmayacaktır.

            İçinde yaşadığımız olayların, üzerimizde bıraktığı tesirlerle birlikte uyarıcı impulsların etkileri ve bunların bir bileşkeye doğru yönlendiriciliği, bir bütünlük içinde ele alınıp değerlendirilmelidir. En önemsiz gibi görünen olayda bile, olay sahibinin ön planda sorumluluğu yüklenmesinin gerekeceği pek tabii ise de, zincirleme uzanan ve birbiri üzerine katlanan sorumluluklar hiyerarşisini de birlikte düşünmeliyiz. Olayı meydana getiren özgür insanın ön planda yükleneceği sorumluluğunun arkasında onu belli bir yönde karara yöneltici tesir sahibi varlıların olduğu görülmektedir. □

Anasayfa / Ruhsal Bilgi
Arşivdeki makaleleri aşağıdan ulaşabilirsiniz
HAKKIMIZDA | ZIYARETCI DEFTERI | iLETiŞiM |