10.12.2018

Anasayfa / Ruhsal Bilgi

Fizik Beden ve Yüksek Şuurumuz

         Fizik beden olarak dünya vasıtamızda tezahür etmiş olan yapı; organizasyon, hayatiyet ve varlığının gayesini gerçekleştirebilmek ve devam ettirebilmek için, sürekli bir enerji beslenmesine ihtiyaç duymaktadır. Bu beslenmeyi temin eden ise, fizik bedenin dışında uzanan ve asıl beden, büyük beden diye ifade edeceğimiz bir üst bedenin varlığıdır. Bu bir organizasyon’dur ve içinde çeşitli ‘tesir ortamları’ mevcuttur.

         Beden, şuur alanları vasıtasıyla devamlı olarak bir yıkanmaya tâbi tutulur. Yıkayan şuur enerjisidir. Dolayısıyla o enerji, bedene intikal edinceye kadar geçirdiği bütün seyri de aynı derece eyleme sokar. Amaç sadece bedenin canlılığı değil, bedene gelinceye kadar olan bütün enerji yoğunluklarını da seyyalleştirmektir. Bilindiği gibi dünyamızda enerjinin en kaba hali, en yoğun hali form’dur, şekildir, eşyadır. Etrafımız ve bedenimiz form’un bir özel halidir.

         Maddenin birbirini takip eden bir enerji yapısı vardır. Bu enerji, belli sırayla devamlı olarak tesir altında bulunması ve bu etkinin hiç ardı kesilmeden devam etmesinden oluşur. Yani, her şey kendi kendine ve kendinin dışında olana devamlı olarak tesirdedir.

         Bedenimizi yeniden kuvvetlendirmek, mükemmel kılmak yani vasıtayı en uygun, en verimli hale getirmek için varlık özelliğimizi iyice anlamak ve öğrenmek zorundayız. İçinde bulunduğumuz şuur zenginliğimizi ve ona bağlı çeşitli enerjilerimizi harekete geçirmek ihtiyacındayız. Bedenimizle ilgili olan en doğal maddî titreşimleri ve de kaba enerjileri yerli yerinde kullanabilmeliyiz.

         Varlığımız, bütün şuur kudretini bir beden içerisinde bulunduramaz, orada saklamamıştır. Çok büyük bir kısmı ruhsal planların ve ortamlarının maddî titreşim dışına çıkmış yüksek titreşim alanlarının tesiriyle alışkanlık ve başka ortamlarla ilişki içerisindedir. Bunu hiçbir zaman kontrol edemeyiz. Çünkü geniş ve kudretli realitemizi oluşturan yüksek şuurumuza olan yönümüz, beden yoluyla ve bedene bağlı olan şuur kanalıyla olmaktadır. Bu bakımdan serbest yanlarımızın nasıl çalışabileceği hakkında kişisel bir gözlemle, herhangi bir şey elde etmemiz mümkün olamamaktadır. Bu ancak üç boyutlu ortamımızın dışında varlığını devam ettiren bir sistemin bize bilgi olarak vermesiyle olabilmektedir.

         Bütün yaşamımız bir tesirler sistemidir. Bütün zihin faaliyetlerimizde, sürekli olarak ortama bir takım titreşim yayarken, bedenimiz de ortama kendine has tesirler yaymadadır. Esasta evren, sonsuz bir potansiyele sahip titreşim varlığıdır.

         İnsanın özelliği, yüksek ve ulvî bir şuura sahip olarak, evren içerisinde mevcut olan titreşimin, sonsuz çeşitlilik içerisinde bulunan tabakaları ile ilişkilenmek ve titreşimi yakalamak ihtiyacıdır. İnsan alan ve veren konumundaki rolünü şuurlu olarak yapabilen bir varlıktır.

         Her tesir, kaynağı ile alakalı olarak bir titreşim frekansına sahiptir. Bu frekans, varlıksal esası gereği, büyük bir cehdin ve faaliyetin meydana getirmiş olduğu özel bir atmosferi bulundurur. Yani her varlık kendine mahsus bir frekansa sahiptir.

         Tesirler; beden, şuur alanı ve şuurlu varlık tarzında bir sırayı takip etmek suretiyle intikal edebilir. Zihnimiz, bedenimizle aynı seyyal tesirlerini taşıyan bir ortamdır. Buradaki seyyal tesirler, şuur alanının en kaba saçaklarını teşkil eder. Bu saçaklarla zihnimizin yaydığı tesirler arasında aracı rolünü gören bir akışkanlık mevcuttur. İnsan, zihninin en ince akışıyla dördüncü boyut varlığıdır. Bu boyuta has akışkanlık aracılığıyla, şuur alanımızın en kaba saçakları irtibata gelebilmektedir.

         Şuur alanımız ise, çeşitlilik ve renk dalgalanmalarıyla değişik renkler aksettiren bir özelliktedir. Onun son bulduğu nokta, yüksek şuurumuz ya da başka bir deyişle cevherimizdir.

 

(Güncelleme : 12/03/2006)

www.ruhsalboyut.com

       için tıklayınız

Anasayfa / Ruhsal Bilgi
Arşivdeki makaleleri aşağıdan ulaşabilirsiniz
HAKKIMIZDA | ZIYARETCI DEFTERI | iLETiŞiM |