22.10.2018

Anasayfa / Ruhsal Bilgi

Deniz Kabuklarının Yolculuğu

         Uzun uzun yıllar evveldi... Uzak sahillerin, nemi yaprağı üzerinde, yemyeşil  ormanlarında güzeller güzeli bir kız yaşarmış. Adı yokmuş. Bir isme de ihtiyacı yokmuş zaten. Duyamaz ve konuşamazmış o. Tüm gün topladığı deniz kabuklarıyla uğraşırmış sadece. Her sabah uyandığında,“acaba bugün, hangi deniz kabukları bulma şansına sahibim” diye merak duyarmış...

 

Kime sorsanız, tüm deniz kabuklarının birbirine benzediği o uzun sahillerde, o aylardır yıllardır hep mutlu ve her günü ayrı bir umut ve güzellik içinde, heyecanla yaşamaktaymış. Çünkü zamanın sevenler için sonsuz olduğuna inanırmış. Zamanın sevinenler için kısa, üzülenler için çok uzun, korkanlar için çok hızlı,  bekleyenler içinse çok yavaş olduğunu, bilirmiş...

O, sonsuzu seçen, seven ama çok seven bir yüreğe sahipmiş. Topladığı ve dokunduğu her deniz kabuğu ile, yüreğine bir parça daha sevgi biriktirmekteymiş. Deniz kabuklarında, kulaklarıyla duyamadığı, bilinmez nice sesleri dinlemekteymiş aslında. Yüreğinin kumsalları ve suları, ona hiç gitmediği, hiç görmediği kıyıların nice hikayelerini anlatır durularmış. Dünya, onun yüreğinde atarmış. Dünya, onun yüreğinde ses verirmiş evrene. O dünyayı yüreğinden işitir, bilir ve yaşarmış...
 

Bazen işittiklerimiz, yeter sanırız. Bildiklerimiz gerçek sanırız. Ve bunlar mutlu etmez bizi. Çünkü mutluluk, duyamadıklarımızda, gidemediklerimizde, fark edemediklerimizdedir. Görebildiklerimizden, daha fazlasıdır gerçekler. Günlük döngüler içinde, sevdiklerimizle ve kendimizle paylaşabileceğimiz şeylerden uzak kalarak yaşıyoruz hayatlarımızı maalesef... Hayat bu olmamalı. İşler hiç bir zaman durulmayacaktır ki, hep yoğun, hep çok olacaktır...

Ama sular bile durulur. Durulur ve durulanır. O zaman su sedeflenir, sakinliğin, dinginliğin tatlı huzuru, derinliği akseder kumsallara. Hayat oradadır işte. Dinlerken, beklerken, izlerken, durulanırken. Hayat orada yaşanır gerçek anlamda. Oysa bizler mekanik ve elektronik bir dünyaya hapis vaziyette şuursuz yaşıyoruz, “hayat bu” diye... Yaşamımızı, hayata ve kendimize endeksleyebilmeliyiz. Gerçekle, doğru arasındaki farkı görebilmeliyiz...

Hepimiz ... Gerçekten mutlu olmak, sadece yüreğin işidir. Yüreklerimize fırsat vermeliyiz. Her yeni güne başlarken, hangi deniz kabuğuna dokunarak, bilinmedik hangi yaşama katılacağımız şansına gülümseyerek, umutla uyanmalıyız. Var olmanın güzelliği bu olsa gerek. Acaba bugüne kadar yüreğinizde kaç deniz kabuğu biriktirmişsinizdir? Sen !..  Bugün hangi deniz kabuğunu dinledin ve bugün kaç deniz kabuğu topladın? İnsanın yüreği, belki de deniz kabuklarından örülü olmalı. Her yürek, bir kumsal olmalı belki de. Kumsal gibi sonsuz olmalı. Kum tanelerinin kristallerinde, nice deniz çiçekleri, sedefleri açtırmalı her gün için. Ve, her mevsimde ebruli olmalı o kumsal, her koşulda kumsalda olmalı varlığımız.

Mesela, yazı kumsal mevsimi biliriz sadece. Fakat, kışın da oradayızdır. İnsanlar nedense, kumsalları, sadece yazın fark ederler. Ne talihsizlik! Tıpkı yüreklerimizi de aynı talihsizliklerle fark edemediğimiz gibi. Belki de maviyi görmek değildir önemli olan. Belki, bakışlarımız gökyüzüne yöneldiğinde, önce uçurtmayı görebilmeli gözlerimiz… O zaman mavileri de yakalarız zaten. Uçurtma, mavidedir nihayetinde…



Eğer her gün, yeni bir var olma çiçeği açıyorsa gözlerimizde ve yüreğimizin ebruli kumsallarından, yepyeni deniz kabukları, sedefler toplayabiliyorsak, yokluk yok demektir, değil mi? Ve her sabah ya da akşam üstleri, sulanmalı mutlak o var oluş çiçeklerimiz. Güne ya da akşama başlarken, yürek su ister... Çiy ister... Şebnem ister… İnsanın en yalnız olduğu zaman dilimlerdir, sabahın eri ve akşamüstleri... İnsanın en çok kendi olduğu, kendinde ve kendiyle olduğu vakitlerdir onlar. Doğrularımızdan, gerçeğe yönelik yolculuğun başladığı vakitlerdir. Sonsuza uzanan, uzanması gereken yürekler yollarını çiçeklendirme ve deniz kabuklarını sevgilendirme vakitleridir. Doğrularınıza sahip çıkın. Kendinizi yakalayın. Sonsuzluğu, kendinizden esirgemeyin. Bakın, dinleyin, dokunun, deniz kabuklarının size söyleyecekleri var… Yüreğinizin, ebruli kumsalından ayrılmayın.

 

İnternet’ten

 

(Güncelleme :07/05/2006)

Anasayfa / Ruhsal Bilgi
Arşivdeki makaleleri aşağıdan ulaşabilirsiniz
HAKKIMIZDA | ZIYARETCI DEFTERI | iLETiŞiM |