10.12.2018

Anasayfa / Ruhsal Bilgi

Kendini Yetiştirmek

           Bir hristiyan azizi İsa'nın son akşam yemeğini düşünürken içinden şu hitabı duymuş ve korkmuştu: "Ben yetişkinlerin yiyebileceği bir gıdayım. Büyü, yetiş ve beni öyle ye. Sen beni kendine dönüştüremezsin. Sen değişip bana dönüşeceksin."

           Bu önemli bir mesajdır, insana. Varlık, insan niteliği taşıdığı sürece büyümek görevindedir, elbette ruhsal anlamda. Aslında büyümek onun kaderidir, büyümek için elinden geleni yapmak da bulunuş sebebi. Bunu açık olarak idrak noktasına gelebilmek, bilinçsizce yaşanan birtakım olaylardan sonra ancak mümkün olabilmektedir. Varlığın, sadece, ruhsal yönünün farkına varabilmesi bile, bir ortam hazırlığı ve alt yapı gerektirir. Kişinin, maddeyi taşan bir yönünü varlığında hissetmeye başlaması, bebeklik çağının sonuna yaklaştığını gösterir. Onun bünyesi artık anne sütü ve hazmı kolay sıvı gıdalar dışında, daha değişik, katıya dönük gıdalar da almaya elverişli ve yatkındır. Sindirim sistemi onları da hazmedecek yapıya erişmiştir. Sonra, büyüdükçe, aldığı gıdaların çeşidi ve katılık dereceleri değişir. Daha çok çeşit gıda alır ve daha katı gıdaları hazmetmeye başlar. Erişkin hale geldiğinde her çeşit gıdayı, anne müdahalesine gerek kalmadan kendi seçimleriyle alır ve hazmeder. Onun için artık, bulunduğu realite basamağında sindirim sorunu kalmamıştır. 

           İnsanların ruhsal olgunluğa erişmelerinde, aldıkları bilgiler, olaylardan çıkardıkları –daha doğrusu çıkarmaları gereken- dersler onların büyümek için aldıkları gıdalardır. Sindirim sistemlerini, yani ruhsal olgunluklarını, aldıkları gıdaları kendilerine yarayacak, büyümelerini sürdürecek şekilde geliştirebilmelidirler. Bu sağlanamazsa bir takım hazım güçlükleri ve rahatsızlıklar kendini gösterecektir. Alınan gıda yararlı olmayacak, tersine hastalık yapacaktır.

           İnsanlar, verilen imkânlarla kendilerini yetiştirmek sorumluluğundadırlar. Bu, onu Vareden'in koyduğu kuraldır. Onun varlık planına getiriliş sebebi, faydalı olmaktır. Bunun için önce kendini bilmesi ve kendisi ile olan sorunlarını çözmesi gerekir. Ki başkalarına yararlı olabilsin. Zira, kendisine hayrı olmayanın başkasına hiç hayrı olmaz. Kendisini yetiştirme yolunda insanın kullanacağı en önemli araç, deneyimleridir. Deneyimleri ona kendisi için en uygun olanı yavaş fakat güvenli ve düzenli bir biçimde gösterir. Bu şekilde kendisine özgü özgürlüğünü, yani aklının onu yönlendirdiğini olması gerekene çevirebilir. Bu uzun ve yavaş bir süreçtir. Ani, sürpriz ve mucize sonuçlar enderdir. Alın teri ve emekle yürünecek bir yoldur ve zamanını bekler. Zaten değerli olan ve istenilen de budur. Kazanımların öz varlığın malı haline gelmesi için böyle olması gereklidir. Bize ani ve beklenmedik gibi gelen gelişimlerin ardında bile, muhtemelen, bizim göremediğimiz büyük emekler ve alt yapı oluşumları vardır.

           Evrenlerin değişmeyen tek kuralı değişimdir. Her şey değişerek gelişir. Hiçbir şey durağan ve sabit değildir. Konumuzda da, varlığın değişimi söz konusudur. Bu değişim, dönüşüm şeklindedir. Buna, bir halden başka hale geçmek de diyebiliriz. Haller hep değişir. Aynı hale dönüş yoktur, öyle görünse bile. O zaman, ileri, hep ileriye gidiş vardır. Geriye dönüş yoktur. Ta ki, İlahi Muradın öngördüğü gerçekleşinceye kadar. Sonrası, yaratılanların bilgisi dışındadır. Gerçi verilenlerden bazı çıkarımlar yapılmaktadır: aklın almayacağı devreler ve bu devrelerin tekrarı gibi, varlığın tekâmül eden ve etmeyen yönlerinin bulunuşu gibi, ruhun refakatinde olan ve olmayan varlık bulunuşları gibi… Bunlar, gerekli ise, zamanı gelince netleşecek bilgilerdir. Kaldı ki, bilginin tamamen dışında, hiç bilinmeyen ve düşünülemeyenlere varlığın hazır olması gerekir. Önemli olan bu bilince gelebilmektir. Ama unutulmamalıdır ki, yol adım adım yürünecektir. Her adım kendi koşulları içinde atılır ve o an için en önemli şey o koşullardır. Sonra diğer adım ve o adımın özel şartları gelir. Böyle devam edip gider. Sonsuz olan tekâmülün bir anlatımı da budur. Önemli bir bilgide şu tavsiye edilmiştir: "Aşkın idealine mi, idealin aşkına mı gidiyorsunuz? Tekâmülün seyrine tabi olup ona hizmet etmek isterseniz, tekâmülün aşkı ile gidiniz."

Osman Türkmenler   

(Güncelleme : 24/05/2006)

Anasayfa / Ruhsal Bilgi
Arşivdeki makaleleri aşağıdan ulaşabilirsiniz
HAKKIMIZDA | ZIYARETCI DEFTERI | iLETiŞiM |