10.12.2018

Anasayfa / Ruhsal Bilgi

Değişikliğin Başlangıcı: Ölüm

         Kâinat olaylarını; insanlığın derin bir tetkikten geçirmemiş olması sebebiyle, ölüm bir sır ve kâbustur. Dinler; ölüm ötesi bir hayatı kabul etmekle beraber, gerek bu hayatın şekli ve gerekse ilerisi için, açık bir anlayış getirmemektedir.

 

         Hint düşüncesinin esaslarından biri olan tekrar tekrar dünyaya geliş esası, çok eski geleneklerin bir devamı olarak, ferdin derin şuur hallerinin tetkiki neticesinde geçmiştir. Ancak bu reenkarnasyon fikri açıkça, geriye dönüşü olmayan bir tekâmül esasını taşımadığından, Batı toplumlarına ancak tenasüh tarzında geçmiştir. Bu da insanın ölümden sonra yeniden ot, ağaç, hayvan ve insan şeklinde yaşayacağı demektir.

 

         Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısına doğru Amerika’da meydana gelen bazı olaylarla başlayan spiritüalizm asrın bilim zihniyetini tamamen benimsemiş bir bilgin olan Allen Kardec tarafından bilimleştirilmiştir. Batı dünyası, medyum denilen hassas kişilerde meydana gelen olağan dışı olayların üzerinde hassasiyetle durmuştur. Bu olaylar iki şekilde yorumlanmıştır. Extra sensoriel (duygu ötesi) ve extra corporel (beden ötesi) şuur tezahürleri bir bedensiz zekâ tarafından meydana getirdiğini kabul eden spirit fikirdir. Klâsik görüşte bu bedensiz zekâlara ölülerin ruhları deniliyor.

 

         Bugün yurdumuzda ölüm ötesi hakkındaki düşüncelerin iki ayrı görüşte toplandığını görüyoruz. Dini inançlardaki; cennet-cehennem, günah-sevap ve kıyametten sonra yaşanacak tek ölüm ötesi düşüncesi. Diğeri; insanların öldükten sonraki hayatlarını kabul eden, fakat teşevvüş, yeniden dünyaya geliş ve tekâmül hakkında bilgileri olmayan güya ruhçu bir anlayış. Bu her iki görüşte birbirine karışmış durumda ve açıklıktan mahrumdur. Belli başlı kaynağı derinliğine araştırılmamış dini bilgiler, özel denemeler ve aile-arkadaş celseleridir. Masa kımıldıyorsa ruh oynatıyordur. Gelen varlık ille de babamız, tanıdığımız veya çok meşhur ve saygıdeğer bir kişidir. Bütün bu tezahürlerin gerisindeki çok büyük zekâ ve evrensel planı incelemek henüz bütün topluma mal olmuş bir fikir olmaktan uzaktır.

 

         Bir insan, ölümünden sonra ebediyen tek bir ömrün hatıralarını anımsayarak yaşayacaksa bu insan hakikaten ölüdür. Onu hatırlayanların ölümü ile de manasını tamamıyla kaybederek kâinatta manasız boş bir nokta gibi kalacaktır. Eğer öldükten sonra yaşıyorsa, eski hüviyetinden kaybederek, neticede tamamen değişmiş olacaktır.

 

         Bedenini terk eden varlığın bedensiz olarak ne genç, ne yaşlı, ne güzel, ne çirkin, ne kadın ne de erkek olması icap eder. Bütün bu nitelikler yaşayan bedene ait özelliklerdir. Bunun gibi sosyal sıra ve fonksiyonlar da manasızlaşır. Ölümden sonra bir payenin, asilzade veya soysuzluğun manasının kalmaması gerekir.

 

         Ölümden sonra insanlar gerçekten böyle karışık bir durum geçirirler. Dünyaya ait hatıraların devam ettiği, imajinasyonlarla kuvvetlenen bir yapay hayat içinde bulunabilirler. Biz bu duruma teşevvüş (karışıklık) diyoruz. Kinler, tutkular, bağımlılıklar bu devrenin dürtücü (hareket ettirici) unsurlarıdır. Bundan sonra hafif uyanmalar, vicdan muhasebeleri ve bunların neticeleri, yeni bir yaşama ve deneme zorunluluğunun idraki başlar. Bu ise yeni bir hayat yolculuğunun arifesi demektir. Bu devre yeni idrak ve uygulamasına ait uzun denemeler serisidir. Hintliler buna “Samsara” diyorlar. Anlamı hayat ve ölüm zinciri demektir.

 

         Klasik spiritüalizmin belli başlı çalışmaları, bedeninden ayrılan varlıkların bu yeni hayatını incelemek olmuştur. Bundan çıkan sonuç ibretlerle doludur. İnsanın geleceğini çok yakından ilgilendirmektedir. 1-İnsan hayatı ölümle tükenmez. 2-Yeniden dünyaya geliş vardır. 3-Bunun sebebi tekâmüldür. İnsanların bu gibi gözlemleri kolayca elde etmeleri büyük bir tertip ve nizam içinde olmaktadır. Yani falanca varlığın ruhu bizimle görüşmeye, gelişi güzel, keyfi isteyince gelemez. Bu büyük ve şuurlu bir nizamın bize verdiği bir derstir ki, bu dersten alınacak bilgiler, hızla yürünecek çok yollar vardır. Dünyada alışılmış özelliklerden ayrı bir varlığın, yaşayan bir zekânın faaliyetleri, bizim alıştığımız zaman anlayışından ötede, bildiğimiz mekândan ayrı gerçekler içinde, kâinatın büyük ve sonsuz nizamı içerisinde cereyan etmektedir.

(Güncelleme: 08/12/2006)

Anasayfa / Ruhsal Bilgi
Arşivdeki makaleleri aşağıdan ulaşabilirsiniz
HAKKIMIZDA | ZIYARETCI DEFTERI | iLETiŞiM |