22.10.2018

Anasayfa / Ruhsal Bilgi

Olaylara Yön Verebilir miyiz?

            Yaşamımız boyunca bir çok olayla karşılaşıyoruz. Bu olayların bir bölümünü doğrudan doğruya kendimiz yaratmaktayız. Bir bölümü de bizim arzu ve isteklerimizin dışında başka etkenler vasıtasıyla karşımıza çıkmaktadır. Bu tip olaylar karşısında onları değerlendirmek ve hatta yararlanmak mümkün müdür?

            İnsanın tek başına bir olay meydana getirmesi olanaksızdır. En ufak bir olayın içinde bile o kişinin kontrolünde bulunmayan bir çok faktör vardır. Kişinin yaptığı yalnızca, o olaya doğru yönlenmesidir. Bunun ötesinde kalan bağlantılar, yasalar aracılığıyla ve koruyucu tesirlerle hazırlanır. Olaylar incelenirken bu hususu göz önünde bulundurmak gerekir. Diğer bir noktada insanın dünya ortamında uygulaması boyunca evrimine yararlı olacak etkinliklerinin sonucunu alışı ve bu sonuçların onun evrim yürüyüşüne yaptığı katkıların ne olduğunun düşünülmesidir.

            Çoğunlukla gözlediğimiz bilgisiz, kör bir uygulama durumunda bulunan kişi, içinde bulunduğu olay gruplarının değerlendirilmesini yapamamakta ve hatta böyle bir konunun varlığını bile düşünmemektedir. Fakat olay meydana gelmiştir ve bu olayın sonuçsuz kalması da mümkün değildir.

            İnsan, bünyesinde çeşitli alış-veriş kanallarını barındıran bir bedene sahiptir. Bu beden onun bu ortamda elde edeceği bilgileri, izlenimleri aktarabilmek için gerekli her türlü donanıma haizdir. Eğer bir takım kanalları çalışamaz durumda beden tipleri görüyorsak, bunlar belirli odaklamalar ve evrim çerçevesi içinde yararlanma amacıyla bulunmaktadır.

            Kişinin olay grupları içindeki yeri, yalnızca bir araştırmacı olmak durumudur. Eğer dünya planı hakkında bir takım bilgilere sahipse, yapabileceği tek şey karşılaştığı olaylarla kendi öz kişiliği arasındaki ilişkileri düşünmek olacaktır. Bu ilişkileri kurabilir veya kuramaz. Fakat bu yolda yapılan gayret, çeşitli konularda bir takım yeni görüş açılarının kazanılmasını sağlayacaktır.

            Bir çalışmaya yöneldiğimizde, o çalışmanın hareket noktasıyla yakından ilgili somut sonuçlar beklemekteyiz. Aslında olaylar, bize bunun böyle olmadığını çoğunlukla göstermektedir. Belirli bir noktadan başlayarak amacımızı, kendimizce belirli bir yönde yürütmeyi isteriz. Elde ettiğimiz sonuçlar, düşündüğümüz amacın bütünüyle dışında kalabilir. Bu durumda yapmış olduğumuz çaba ve çalışmalar hiçbir zaman boşa gitmiş değildir. Kendi isteğimize değil, verilen veya ulaştığımız noktalara bakalım. İstekler, çoğu zaman kendimizin ortaya çıkardığı, kendimizi korumak üzere yarattığımız kişiliklerimizin etkileridir. Bu isteklerimizin gerçekleşmesi çoğunlukla evrim açısından bizim için yararlı ve hayırlı olamaz. Üzerimizdeki etkili yönlendirme, bu karakterimizin kullanılmasıyla bizleri evrimimizdeki hayırlı noktalara ulaştırmak yolunu bilgi ve bilinç açıklığıyla sağlayacaktır.

            Dünyadaki olay grupları arasındaki kişilerin kazandıkları, genellikle izlenimlerdir. Bu izlenimler, uzun boylu düşünceye bağlı değildirler. Bir anda, olaya ilk uyma anında kişinin bilincinde uyanan ve gerçeğe en yakın olan izlenimlerdir. Bunun ötesindeki düşünce etkinlikleri, bu izlenimlerin uygulama ortamına aktarılması uğrunda kişinin kendi potansiyelinin onu zorlaması neticesinde meydana gelen etkinliklerdir. Önemli ve değerli olan şey, ilk edinilen izlenim ve bu izlenimin anında kişi bilincinde yapılan bir değerlendirilmesidir. Çünkü bilinç o anda herhangi bir dünyevî düşünce ile bağlantıda değildir. İmtihan denen hususlar, bu şekildeki önemli olan noktalardır. Bir anda şimşek gibi çakar ve biz çoğunlukla farkına bile varmadan sonucunu elde edip gereken katkıyı yapar.

            İnsan içinde bulunduğu olayda karar vermek, bir yargıda bulunmak ihtiyacını duyar. Daha doğrusu kendi yapısı onu buna zorlar, bu bakımdan insanın araştırıcı karakterinden söz edilir. Bu durumda olan kişinin her an için bir imtihan içinde bulunduğu kabul edilebilir. Ancak bu imtihanlar belirli uygulama devreleri sonunda, kişinin elde ettiği sentezlerin bir yoklaması niteliğinde ve asıl uygulamasına yöneldiği anda ona dayanak olacak prensiplerin, kişi şuurunda belirmesini sağlayıcı durumlardır.

            Kişi her olay grubunu bir imtihan olarak kabul etmek durumundadır. Fakat bu olay grupları içerisinde kişinin ne yapması gerektiğine gelince buna temel olarak kesin bir metot koymak olanağı yoktur. Kişinin karşısına çıkan her olay hazırlanırken bizim düşündüğümüz değil, kişinin ulaştığı noktalar göz önüne alınmıştır. O noktalarda kişi en büyük yararı kendisi sağlayacaktır. Belki oturup o olay grubuyla kendi yaşamı arasındaki ilgiyi düşünmek kişinin sağlayacağı yararı ortadan kaldıracaktır. Kişi oturup hüngür hüngür ağlamakla kendisine daha büyük yararlar sağlayabilir. Durum böyle olunca, bizim şöyle veya böyledir kuralını ortaya koymamız aslında evrim olayına aykırı düşer. □

 

(Güncelleme: 15/09/2005)

Anasayfa / Ruhsal Bilgi
Arşivdeki makaleleri aşağıdan ulaşabilirsiniz
HAKKIMIZDA | ZIYARETCI DEFTERI | iLETiŞiM |